Beğenileri gör

Verilen/alınan beğenileri gör


İletileriniz beğenildi

Sayfa: 1 2 3 ... 7
İleti bilgisi Beğeni sayısı
Gastroenteroloji hastalıkları GASTROİNTESTİNAL KANAL HASTALIKLARI
MİDE HASTALIKLARI
İNCE BARSAK HASTALIKLARI
KOLON HASTALIKLARI
ANAL BÖLGE HASTALIKLARI
KARACİĞER VE SAFRA YOLLARI HASTALIKLARI
SAFRA YOLU HASTALIKLARI
PANKREAS HASTALIKLARI

12 Ekim 2018, 14:30:16
1
Hipertansiyon hakkında genel bilgilendirme. Hipertansiyon kan damarlarındaki basıncın normal değerlerin üzerinde yükselmesi durumudur. Kanın damarlarda dolaşması için gerekli olan basınca normal kan basıncı denir, bu değer bireyden bireye değişmekle beraber, sistolik için 120 mmHg ve diastolik için 80 mmHg olarak kabul edilmektedir. Hipertansiyon kavramı için saptanan değerler zaman içinde değişmiş ve en son büyük tansiyon için 130 mm Hg ve küçük tansiyon için ise 85 mm Hg değerlerinin üzeri hipertansiyon olarak kabul edilmiştir. Yüksek tansiyon tanısı için bu değerlerden birinin yüksek olması yeterlidir.


Hipertansiyonun nedenleri
Tansiyonun yükselmesinde iki önemli etken vardır. Bunlardan bir tanesi, “genetik faktörler”. Bir diğeri de “çevresel” dediğimiz faktörlerdir. Eğer birinci derece akrabanızda, hipertansiyon varsa, sizde de olma ihtimali çok yüksektir. Çevresel faktörler; Stresli hayat, Sigara, beslenme tarzımız, kilolarımız ve kötü yaşam alışkanlıkları hipertansiyona neden olabilir. Çevresel faktörlerde en önemli etken ise tükettiğimiz besinlerdir. Hastaların % 90-95’inde yüksek tansiyona neden olabilecek altta yatan başka bir hastalık yoktur.


Hipertansiyon belirtileri
Baş dönmesi ve baş ağrısı
Kalp ağrısı ve düzensiz kalp atışları
Burun kanamaları
Kulak çınlaması,
Halsizlik, yorgunluk,
Nefes darlığı,
Bacaklarda şişlik
Çift veya bulanık görme,
Sık idrara çıkma, gece uyanıp idrar yapma



12 Ekim 2018, 15:13:41
1
Ynt: Rapor ve ilaçların medula (SGK) gizlenmesi hakkında...
Dilekçeyi Sağlı Bakanlığına mı gönderiyoruz peki? Gizlilik durumunu tekrar iptal edebiliyor muyuz sonradan?


Hoşgeldiniz ,sgk müdürlüğüne posta ile gönderebilirsiniz. gizlilik iptali için farklı bir dilekçe gerekmektedir.

27 Ekim 2018, 10:43:01
1
Spinal Musküler Atrofi (SMA) Hastalığı nedir ve belirtileri nelerdir? Spinal Musküler Atrofi (SMA), kas gücü ve hareketi etkileyen çok nadir görülen bir genetik hastalıktır.
Kasları kontrol eden sinir hücrelerinin çoğu, omurilikte yer alır ve bu  da hastalık adı altında spinal sözcüğünü  ifade eder. SMA  kaslıdır  çünkü birincil etkisi, bu sinir hücrelerinden sinyal almayan kaslar üzerindedir. Atrofi  , daha küçük hale gelmek için kullanılan tıbbi terimdir; bu, aktif olmadıkları zaman genellikle kaslara ne olur.

SMA,  omurilikte motor nöronları adı verilen sinir hücrelerinin kaybını içerir ve  bir motor nöron hastalığı olarak sınıflandırılır  .

En yaygın SMA formunda (kromozom 5 SMA veya SMN ile ilişkili SMA) başlangıç ​​yaşı, semptomlar ve ilerleme hızı açısından büyük değişkenlik vardır. Bu farklılıkları hesaba katmak için, 5 SMA kromozomu genellikle 1'den 4'e kadar olan tiplerde sınıflandırılır.

SMA semptomlarının başladığı yaş, kabaca motor fonksiyonun etkilenme derecesi ile bağıntılıdır: Başlangıç ​​yaşı ne kadar erken olursa, motor fonksiyon üzerindeki etki o kadar büyüktür. Doğumda veya bebeklikte belirtiler gösteren çocuklar tipik olarak en düşük çalışma seviyesine sahiptir (tip 1). Çocuklarda SMA başlangıcı (tip 2 ve 3), gençler veya yetişkinler (tip 4), giderek artan şekilde daha yüksek motor fonksiyon seviyeleri ile ilişkilidir.


                                                                    Belirti ve bulgular

Kromozom 5'e (SMN ile ilişkili) bağlı SMA, 1-4 türleri
1'den 4'e kadar olan SMA tiplerinde, semptomlar, motor nöronlar olarak adlandırılan sinir hücrelerinde ne kadar SMN proteininin bulunduğuna bağlı olarak, şiddetli ila hafif arasında bir süreklilik gösterir  . (SMN , motor nöronun hayatta kalması anlamına gelir  .) Daha fazla SMN proteini vardır, daha sonraki yaşam belirtileri başlar ve hastalığın seyri daha hafiftir.

Doğumda ya da doğumdan hemen sonra SMA semptomları olan çocuklar çok zayıftır, nefes almakta, emilmekte ve yutmakta güçlük çekmekte ve hiçbir zaman kendi başlarına (tip 1 SMA ya da Werdnig-Hoffmann hastalığı) oturmak için gelişimsel dönüm noktasına ulaşmamaktadırlar. Geçmişte, tip 1 SMA'lı çocuklar genellikle iki yıldan fazla hayatta kalmamışlardır, ancak bugün bu her zaman böyle değildir. Solunum ve beslenmeye yardımcı olmak için mekanik ventilasyon ve besleme tüpleri gibi teknoloji ile, SMA tip 1 olan çocuklar birkaç yıl yaşayabilir.

SMA semptomları, yaklaşık 7 ila 18 aylıkken bebeklerde başlarken, yardımsız olarak oturmayı, bağımsız olarak ayakta durmayı veya yürümeyi öğrenmeyi bilmezse, hastalığa genellikle tip 2 SMA veya orta SMA denir. Solunum komplikasyonları sürekli bir tehdit olmakla birlikte, tip 2 SMA'lı çocuklar genellikle genç erişkinlik dönemlerinde yaşamakta ve birçoğu daha uzun yaşamaktadır.

Kas zayıflığı daha büyük çocuklarda ve gençlerde başladığı zaman, ayakta durmayı ve yürümeyi öğrenir, ancak yaşamın ilerleyişini kaybeder, hastalık tip 3 SMA (hafif SMA ve Kugelberg-Welander hastalığı olarak da bilinir) olarak etiketlenebilir. Tip 3'e sahip bazı gençler ergenlik çağında yürümeyi bıraksa da, diğerleri yetişkin yaşlarına doğru yürümektedir. Geç ergenlik veya yetişkinlikte ortaya çıkan SMA, tip 4 veya yetişkin başlangıçlı SMA olarak adlandırılır. Bu iki tipte yaşam süresi genellikle normaldir.

1 ila 4 arasındaki SMA tiplerinde, vücudun merkezine daha yakın olan kaslar ( proksimal  kaslar) genellikle merkezden uzaktaki kaslardan daha fazla etkilenir veya en azından çok daha çabuk etkilenir. Örneğin, uyluk kasları alt bacakların ve ayakların kaslarından daha zayıftır.

Bacaklar kollardan önce zayıflama eğilimindedir. Eller sonunda zayıflayabilir, ancak genellikle en güçlüsünü korurlar ve zayıflarlar bile, genellikle bilgisayar klavyesine ve modern hayatın diğer temel işlevlerine yazacak kadar güçlü kalırlar.

SMA'daki en ciddi tehlike, nefes almak için gerekli olan kasların zayıflığından kaynaklanır. Solunum fonksiyonuna dikkat, enfeksiyonlara hemen dikkat göstererek yaşam boyunca ihtiyaç duyulur.

Doktorunuz, salgılamaların temizlenmesi ve belki de destekli ventilasyon dahil olmak üzere solunum sağlığının korunması konusunda size yardımcı olabilir   (mutlaka saatlerce değil).

SMA'da başka bir medikal komplikasyon spinal (genellikle skolyoz adı verilen) bir türden eğriliktir  . Skolyoz, normalde omurganın desteklediği kasların zayıflığı nedeniyle oluşur, ki bu esnek bir kolondur.

Skolyoz çok rahatsız edici olabilir, pozisyon ve hareketliliğe müdahale edebilir ve çocuğun (veya yetişkinlerin) vücut görüntüsüne zarar verebilir. Bazı çalışmalar spinal kurvaturların, eğer şiddetliyse, nefes almayı engelleyebileceğini göstermiştir.

SMA'lı birçok çocuk, yaşamın erken dönemlerinde bir skolyoik eğri göstermeye başlar, bu da genellikle ameliyat için doğru zamana ulaşana kadar bir kese ile tedavi edilir.

Cerrahlar genellikle omurganın cerrahi olarak düzleştirilmesi ve kaynaştırılmasından önce büyümenin tamamlanmasını veya neredeyse bitmesini beklemeyi severler  . Aynı zamanda çocuğun solunum fonksiyonlarını ve eğrinin ilerleme hızının ne kadar hızlı olduğunu dikkate alırlar.
SMA kromozom 5'e bağlı değil
Bazı SMA formları, kromozom 5 veya SMN eksikliği ile bağlantılı değildir. Bu formlar, şiddetli ve en çok etkilenen kaslarda büyük farklılıklar gösterir. Çoğu form, kromozom 5 ile ilişkili formda, çoğunlukla proksimal kasları etkilerken  , en azından başlangıçta vücudun merkezinden uzakta bulunan distal kasları etkileyen diğer formlar vardır.

SMA hastalığı ile ilgili bilgi ve sorunlarınızı paylaşmanızı rica ediyoruz..
Kaynak :Muscular Dystrophy Association

02 Kasım 2018, 11:20:50
1
Fibromiyalji nedir ve belirtileri nelerdir? Fibromiyalji (FM), yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı sendromudur. Fibromiyaljili kişilerde irritabl barsak sendromu, kronik baş ağrısı, depresyon, anksiyete, huzursuz bacak sendromu, temporomandibular disfonksiyon, kronik yorgunluk sendromu ve irritabl mesane sendromu gibi bazı semptom ya da sendromlara sık rastlanmaktadır. Genel polikliniklere başvuruların %5–6'sını, romatoloji polikliniklerine yeni başvuranların %10-20

Uzman Doktor Meftun Çelikçi
Dahiliye Hastalıkları

10 Kasım 2018, 22:15:30
1
Blefarit ( Blepharitis ) Hastalığı Nedir? Blefarit göz kapağının uzun süreli iltihabi hastalığıdır. Hem çocuklar hem de erişkinlerde oldukça sık görülür.
06 Aralık 2018, 17:20:10
1
AMELİYATSIZ TEK SEANSLIK UYGULAMA İLE DİZ KİREÇLENMESİ ( KEMİK KEMİĞE SÜRTME – S Diz kireçlenmesi; diz ekleminin kıkırdak dokusunda başlayan bozulmanın, eklem içi
dokuları, eklem çevresi yumuşak dokuları ve kıkırdak altındaki kemik dokuda
bozulmalar oluşturmasıdır. Eklem içi kıkırdak doku kaybı, genelde dizin iç yarısında
başlar ve daha sonra diz kapağı eklemini (patellofemoral) etkiler ve enson dizin dış
yarısını etkiler. Eklem içindeki kıkırdak harabiyeti nedeniyle eklem içi sıvıda bozulma
(ölü kıkırdaklar, sinovyal döküntüler, kimyasal zararlı maddeler vs) oluşur ve eklem
sıvısının kalitesi bozulur.
Hastalıkla ilerledikçe ağrı artar, eklem çevresi yumuşak dokular (özellikle eklemin iç
yarısında ve arkasında) hasarlanır ve sert hale geçer, kıkırdak altındaki kemikte
yoğun sertleşme ve kansızlaşma özellikle diz kapağı ve eklemin iç yarısında oluşur.
Eklemin diz kapağı kısmında ve iç yarı kısmında oluşan kemiksi çıkıntılar diz kapağı
ekleminin hareketini kısıtlar, hastalar dizini bükmekte zorlanırlar. Eklemin özellikle
kemik doku ve çevre yumuşak dokularındaki bozulma ve kansızlaşma nedeniyle
istirahat ve gece ağrıları olur.
Hastalar fonksiyonu bozulan eklem nedeniyle yürümekte zorlanırlar, diz ekleminin
kasları zayıflar, böylece ekleme vücut ağırlığı daha çok gelir, hastalık hızla ilerler.
Eklemin arkasında baker kistleri oluşur.
Diz kireçlenmesi; özellikle orta ve ileri yaş hastalığıdır ve daha çok bayanları etkiler.
Çok yaygındır. Birçok hasta bu rahatsızlık için defalarca doktorlara başvurur.
Uygulanan; ilaç tedavileri, kıkırdak tabletleri, dizlikler, fizik tedaviler, eklem içi çeşitli
enjeksiyonlar, kısa süreli ( birkaç ay) ağrıda azalma sağlar ancak hastalığın
ilerlemesini durduramazlar. Uygulanan cerrahi tedaviler; artroskopik cerrahiler kısa
süreli rahatlama sağlar ancak hastalığın ilerlemesinede katkıda bulunur.
Kemik kesme ameliyatı, yaşlı hastalarda birçok olumsuzluk oluşturduğundan tercih
edilmez. Diz protezleri; taşıdıkları ciddi riskler ve sınırlı kullanım süreleri nedeniyle
hastaları korkutmaktadır. Özellikle birçok hasta cerrahi tedavi istememektedir.
Tüm bu nedenlerden dolayı; diz kireçlenme hastalarının büyük bir kısmı, cerrahiden
kaçmakta ve diğer tedavilerden tatminkar sonuç alamamaktadır, çaresizce ağrı
çekmektedirler.
Bunun yanında, yaşı ileri olup veya genel vücut sağlığı (kanser hastaları, kalp
hastaları vs) bozuk olan birçok diz kireçlenmesi hastası vardır ki herhangi bir cerrahi
yapılması söz konusu değildir. Tüm bunlara baktığımızda, ortada ciddi çaresiz bir
hasta grubu vardır ve kendilerini uğraştırmayan çözüm istemektedirler.
Bu rahatsızlık için uyguladığımız biyolojik tedaviler, yüz güldürücü sonuçları ile,
modern tıpta, bu rahatsızlık için cerrahi dışında sonuç veren uygulamadır. Bu
uygulamalarda; dokuların doğal iyileşme özellikleri ve kök hücre kullanılması başta
olmak üzere, çeşitli uygulamalarla sonuç alınmaktadır.

BİYOLOJİK YÖNTEMLERİN AVANTAJLARI

1) Hastalardan sadece anteroposterior ve lateral diz grafisi istemekteyiz, kan tahlili vs
gerektirmez
2) İşlem tek seanstır ve diz başına 1-2 saattir
3) İşlemde sadece diz uyuşturulmaktadır
4) Hastaya risk söz konusu değildir
5) Her yaşta uygulanabilir
6) Hastanın genel sağlık durumundaki bozukluklar sorun teşkil etmez
7) Diabet, tiroid, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, kanser vs engel teşkil etmez
8) İşlemden hemen sonra hasta yürüyebilir
9) Pansuman, dikiş alma ve yara bakımı gerektirmez
10) Herhangi bir hekim kontrolü gerektirmemektedir, yani hastanın tekrar hekime
gelmesine gerek yoktur
11) Dizde bozulan dokularda (kıkırdak, kemik, yumuşak dokular vs) yeni doku
oluşumu ve kan dolaşımı azalan bölgelerde kanlanma sağlar
12) Vücudun kendi dokularını iyileştirme mekanizmalarını kullanır ve oluşan dokular
(kıkırdak, yumuşak doku, kemik vs) hastanın doğal kendi dokularıdır
13) Hastanın işlem sonrası hiçbir ekstra tedaviye ihtiyacı yoktur, fizik tedavi
gerektirmez, dokular kendi kendine iyileşirler
14) Hastanın yatak istirahati yapmasına gerek yoktur, işlemden hemen sonra ev
işlerine devam edebilir
15) Dizdeki olumlu gelişme, kendi kendine 3-6 ayda tamamlanır
16) İşlem tedavi edicidir ve etkileri kalıcıdır

DR.BÜLENT KILIÇ
ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANI
ÖZEL MUAYENEHANE-TEKİRDAĞ MERKEZİ
İletişim; 02822624240 - 05322562104

10 Aralık 2018, 16:27:52
1
3 GÜNDE METABOLİZMANIZI ŞARJ EDİN ! Son zamanlarda kendinizi halsiz mi hissediyorsunuz ? Yeni yeni karşıladığımız baharın yorgunluğu olabilir diye geçirmişsinizdir içinizden. Fakat bu sefer belki bahar suçlu değildir. Size iyi gelmeyen yiyeceklere karşı verdiğiniz savaş, hareketsizlik, uzun süre aç kalmak, stres gibi etkenlerin sonucu olarak yavaşlayan bir metabolizma var aslında karşımızda. Metabolik hızınızı vücudunuzun kalori yakma hızı olarak tanımlayabiliriz. Normalden
daha yavaş bir metabolizma söz konusu olduğunda, yorgunluk, ruh hali değişimleri, yemek yeme istekleri ve kilo verme güçlüğü gibi olumsuz etkiler ortaya çıkar. Neyse ki, yavaş metabolizma kalıcı bir problemdeğildir. Diyetiniz ve yaşam biçiminizdeki doğru değişikliklerle, metabolizmanızı hızlandırabilir ve kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.
En iyi kısmı da uzun bir sürece ihtiyacınız olmaması. Metabolizmanız yaptığınız değişiklere hemen tepki gösterecektir. Üç günlük yapacağınız değişikliklerle bile daha iyi hissettiğinizi farkedeceksiniz. Ama tabiki önemli olan bunu hayat tarzı haline getirmek. Çünkü siz vazgeçerseniz o da vazgeçer. Bu değişiklikleri hayatınızın bir parçası haline getirin ve sağlıklı bir vücudun keyfini sürün.

1. GÜN : CUMARTESİ
NE KADAR UYUYACAKSINIZ ?


8 saatlik bir uyku çekin. Kilo verme aşamasındayken belki de hiç sorgulamadığınız bir faktör uyku düzeni. Oysaki en önemlilerinden biridir. Yetersiz uyku vücuttaki hormon dengelerini bozabilir - ki bu da metabolizmanızı yavaşlatır ve kilo alma riskinizi artırır. Uyku yoksunluğu vücut tarafından ek bir stres oluşturucu olarak algılanır ; bu yüzden kortizol seviyeleri yükselir ve testosteron düşer. Chicago Üniversitesinde yapılan bir çalışma, iki hafta boyunca her gece sadece 5,5 saat uyumanın yağ kaybını yüzde 55 azalttığını göstermiştir. Ayrıca aldığınız uykunun’ mümkün olduğu kadar’ yüksek kaliteli olması gerekir. Bu da REM uykusunda mümkün olduğunca çok zaman harcadığınız, beyni canlandıran ve vücudunuzu yenileyen derin bir uyku anlamına gelir.

NE YİYECEKSİNİZ ?

Kahvaltı atlamayın ... Sabahları hızlıca kapıdan çıkmak cazip gelebilir, ama eğer metabolizmanızın gün boyu canlı kalmasını istiyorsanız, kahvaltı için zaman ayırın ve bir de buna sabah egzersizi ekleyin. Bu yıl yapılan bir çalışmada, egzersizden önce kahvaltı yapmanın, egzersiz sonrası metabolizmayı hızlandırdığı bulunmuştur. Kahvaltınızda probiyotik bir yoğurt tüketerek bağırsak sağlığınıza katkıda bulunabilirsiniz. Çünkü bağırsaklardaki bakteriler, metabolizmayı da birçok yönden etkiler, onlara kötü davrandığınızda abur cubur isteklerine, kan şekeri dalgalanmasına ve kilo alımına yol açabilirler. Düzenli prebiyotik-probiyotik kullanmıyla bu kötü etkileri tersine çevirebilirsiniz. Biraz yulaf ezmesi, biraz da taze meyveyle tatlandıracağınız bu kahvaltı gün boyu zinde kalmanızı sağlayacak.


NE YAPACAKSINIZ ?

20 dakikalık bir kuvvet antrenmanı yapabilirsiniz. Kas geliştirmek, 20 dakikalık bir egzersiz sonrasında bile 2 saate kadar metabolizma hızınızı artırabilir. Kas oranını artırmak, hareket etmediğinizde bile daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur. Kas kütlesi ne kadar fazlaysa, metabolik hız
o kadar fazladır. Ağırlık kaldırmak veya kendi vücut ağırlığınızla yaptığınız egzersizler etkili olabilir. Ama tek seçenek bu değil. Kardiyo da yağ yakımı
için iyi seçenektir. Alışık değilseniz ağırlık antrenmanları sizi zaten zorlayacaktır. Endişelenmeyin, çünkü kardiyo da aynı derecede etki gösterir. Yapılan bir çalışmada, 45 dakikalık güçlü kardiyo egzersizi sonrası 14 saate kadar metabolizma hızının artabildiği görülmüştür. Açık havada tempolu bir yürüyüş, koşu yapabilir, bir dans veya aerobik sınıfına yazılabilir veya yüzebilirsiniz.


2. GÜN : PAZAR
KAÇTA UYANACAKSINIZ ?


Bir önceki gece gece yarısından önce başınızı yastığa koymuş olun ki önerilen 8 saatlik uykuyu çekin. Böylece sabahı saat 08:00 da karşılayabilirsiniz. Haftaiçi alarmla uyandığınız günler kadar sinirli olmayacaksınız. Çünkü size gerekli uykuyu aldınız ve bir önceki günü güzel geçirdiniz.

NE İÇECEKSİNİZ ?

Güne bir fincan kahve ile başlayın. Biraz kafein metabolizma hızınızı arttırmanın harika bir yoludur. Araştırmalar 100 miligramlık kafein tüketiminin ( bir fincan kahvede yaklaşık 100-150mg mevcut ) dinlenme metabolik hızını yüzde 3 ila 11oranında artırabildiğini gösteriyor. Kahve sever biri değil misiniz ? Endişelenmeyin, bir fincan yeşil çay ile de metabolizmanız için benzer bir artış elde edebilirsiniz. Kafeinin yanında, çayda bulunan antioksidan kateşinler de buna destek olur. Ve bol miktarda su için. Kahve sabah için harika bir seçenek ama günün geri kalanında suya ağırlık vermelisiniz. Yapılan araştırmalar, iki su bardağı kadar su içmenin, 30 ile 40 dakika boyunca metabolik hızı yüzde 30 artırdığını gösteriyor.

NE YAPACAKSINIZ ?


Hafta için yemek hazırlayın. Özellikle yoğun çalışan biriyseniz bu sizin kurtarıcınız olacaktır. Haftaiçi de başarıya ulaşmanın yolu planlı olmaktan ve pazar günleri yemekleri hazırlayıp depolamaktan geçiyor. Mevsim sebzeleriyle yapacağınız bir çorba, sebze yemekleri, kullanmak üzere haşlayıp depoladığınız kurubaklagiller, yıkanmış ayıklanmış salata malzemeleri yorgun olduğunuz akşamlarda hayat kurtaracaktır. Eğer hazırladığınız yemeklerin metabolizma hızına da katkısı olsun istiyorsanız, kırmızı acı biber, yeşil biber ve bol baharat kullanmaya özen gösterin. Acı kırmızı biber, metabolizmanızı hızlandırabilecek ve günde fazladan 50 kalori yakmanızı sağlayabilecek capsaicin adlı bir madde içerir. Ekstra çaba, para ve zaman harcamadan da günlük hareketlerinizi hızlandırarak metabolizmanıza katkıda bulunun. Gün içinde daha fazla hareket etmek için kendinize  fırsat yaratın. Arabanızı uzağa park edin, bir durak önce inin, asansör yerine merdiven kullanın, yürüyen merdivenleri kullanmayın, ev işlerine ağırlık verin, telefonla konuşurken bile evin içinde dolaşın.

3. GÜN : PAZARTESİ
KAÇTA UYANACAKSINIZ ?


8 saat uyumaya devam..Pazartesi günü, (muhtemelen) çalışma haftasının başlangıcı ve uyanma saatinizde daha az esneklik anlamına gelir. Erken kalkmanız gerekiyorsa, ihtiyacınız olan 8 saatlik uykuyu tam olarak alabilmek için pazar gecenizi planladığınızdan emin olun. Sabah 7.00'de kalkmak gerekiyorsa saat 11.00'de yatağa girebilirsiniz.

NE YİYECEKSİNİZ ?

Her öğüne biraz protein ekleyin. Diyetinize yumurta, tavuk, süt, yoğurt gibi az yağlı proteinler eklemek, metabolizmayı iki şekilde artırmaya yardımcı olacaktır. İlk olarak kas yapısını güçlendirmeye yardımcı olurlar. Önceden bahsettiğimiz gibi artan kas oranı artan metabolizma hızı demek oluyor. Ikinci olarak da bu besinler sindirilirken vücudumuz diğer besinlere göre daha çok zorlanıyor. Bu da daha fazla enerji harcamasına sebep oluyor.

NE YAPACAKSINIZ ?

Düşünün, kendinize zaman ayırın, rahatlayın. Stres (ve özellikle stres hormonu kortizol) metabolizmayı yavaşlatır. Yapılan çalışmada, stresli bir olay yaşayan katılımcıların, takip eden 24 saatte, böyle bir sorun yaşamayan katılımcılara göre 104 kalori kadar az yaktıkları görülmüş.
Stresten uzak durmak istiyorsanız meditasyonu ve yogayı deneyin. Farkındalık meditasyonunun kortizol seviyelerini düşürdüğü gösterilmiştir. Basit bir esneme ve düşünme egzersiziyle bile çok daha iyi hissettiğinizi göreceksiniz.

Diyetisyen  İpek Şahin
Galat Tıp Merkezi
0212 249 49 97




12 Aralık 2018, 15:03:46
1
Dişlerde renk bozukluğu çok farklı sebeplere dayanır. Beyazlatma işlemi özel olarak hazırlanmış bir jelin dişler üzerine sürülmesi ve bir ışık kaynağı ile reaksiyonun hızlandırılması şeklinde olur. Beyazlatma işleminin mekanizması bir oksidasyon-redüksiyon tepkimesi şeklindedir. Kullanılan maddeler oksijen açığa çıkarır. Dişlerde renkleşmeye neden olan maddeler renksiz substanslar ile yer değiştirir ve beyazlama meydana gelir.

Dişlerde renk bozukluğu çok farklı sebeplere dayanır:

Çevresel faktörler: Fırçalama eksikliği, diyete bağlı kromojenler, diş yüzeyindeki bakteri plağı, dişin travmaya maruz kalması, çay-kahve-kırmızı şarap gibi renklendirici besinler.
Mesleki nedenler: Metalik tuzlara maruz kalmak.
Genetik faktörler: Genetik faktörlerden dolayı diş renginin koyu olması, çocukluk döneminde kullanılan antibiyotikler, amelogenezis imperfekta-dentinogenezis imperfekta-florozis gibi diş dokusu hastalıkları.
Önceki diş tedavileri: Kanal tedavileri ve amalgam dolgulara bağlı renkleşmeler.


Diş Beyazlatma öncesi yapılacak teşhiş, tanı ve yöntemleri

Beyazlatma işlemi öncesinde,beyazlatma uygulanacak dişlerde herhangi bir çürük,dişeti çekilmesi,dişeti iltihabı,dişlerde aşınma olmamalıdır. Bu gibi durumlarda önce gerekli tüm tedaviler yapılır daha sonra beyazlatma işlemine geçilir. Beyazlatma işlemi öncesinde renkleşmenin sebebi belirlenmelidir. Hangi tip beyazlatmanın uygulanacağı buna göre seçilir.

Dt. Sonay Öztan Gökhan
Sg Diş Sağlığı
Merkez Mh. Fevzi Çakmak Cd. No:10 Güngören - İstanbul
[email protected]


15 Aralık 2018, 08:53:21
1
AY AY BEBEK GELİŞİMİ KONUSUNDA HAP BİLGİLER 1 AYLIK:

Eller yumruk şeklindedir.

Yüzüstü başını kısa süre tutabilir.

Annesini tanır. Sesini ve kokusunu ayırt eder.

Ortalama 17-20 saatini uykuda geçirir.

İnsan sesine tepki verir.

Bir nesneye bakabilir ancak henüz uzanamaz.

15 cm. e kadar nesneyi orta hattın ötesine kadar takip edebilir.


2 AYLIK:

Yüz üstü yatırıldığında başını kaldırabilir.

Başını dik tutabilir.

İki elini kavuşturabilir.

Göz teması kurar.

Gülümseyerek memnuniyetini ifade eder.

Kucağa alınmayı ve kucakta olmayı sever.

Nesneleri 180 derece takip edebilir.

Anneyi tanır,  bilinçli gülümser.


3 AYLIK:


Yüz üstü yatırıldığında kollarına dayanak başını ve göğsünü kaldırabilir.

Eşyalara uzanır ancak uzanıp yakalayamaz.

Sırt üstü yatarken ellerini hareket ettirerek seyreder.

Müzikten hoşlanır.

Eline oyuncak verildiğinde  kısa bir süre tutabilir.

Agu sesini çıkarabilir.


4 AYLIK:

Yatarken bir yönden diğer yöne dönebilir. Genelde karın üstünden sırt üstüne doğru olur.

Herşeyi daha net görür.

Eşyalara uzanıp alabilir.

Elini ve elindeki nesneleri ağzına sokmaya çalışır.

Yüksek sesle güler.


5 AYLIK:

Ellerinden tutularak kaldırıldığında başı ile gövdesini aynı hizada tutabilir.

Destekli oturma hareketleri kısa süreli denenebilir.

Neşe ile çığlıklar atabilir.

Üzüm kadar küçük nesnelere dikkat edebilir.

Yüzükoyun yatarken kollarını iki yana açıp başını kaldırabilir.

Yüzüstü kalma süresi daha uzun olur.

Ayağını ağzına götürebilir.


6 AYLIK:

Kısa süre oturtulmaktan hoşlanır.

Eşyaya uzanır , ağzına götürür.

İki elini birleştirebilir.

İlk dişleri çıkmaya başlayabilir.

Annesini ve biberonunu görünce heyecanlı sesler çıkarır.

Kitap okunmasından hoşlanabilir.

Yer zemininde oyuncakları ile vakit geçirmekten hoşlanır.


7 AYLIK:


Yardımsız oturabilir.

Emeklemeye başlar.

Bir elindeki eşyayı öbür eline geçirebilir.

Aynaya bakmaktan hoşlanır.

Elindeki oyuncağını ağzına götürür.

İstediği yapılmassa ağlar.

Azarlanınca ya da sevilince tepki gösterir.

Etrafındaki yabancı insanları yadırgar.


8 AYLIK:


Tutunarak kalkmaya çalışır.

Topla oynamayı sever.

Bir yere tutunarak ayakta durabilir.

Ce-ee oynamayı sever.

Kraker gibi parmakla tutulan  bir yiyeceği yiyebilir.

Duyduğu sese yönelir.

Baş-baş yapabilir.


9 AYLIK:

Tutunarak kalkmaya çalışır.

Topla oynamayı sever.

Bir yere tutunarak ayakta durabilir.

Kraker gibi parmakla tutulan  bir yiyeceği yiyebilir.

Duyduğu sese yönelir.

Baş-baş yapabilir.


10 AYLIK:

Tutunarak ayağa kalkabilir.

Ayakta tay-tay durabilir.

Küçük cisimleri yakalayabilir.

Elindekini isteyerek atabilir.

İsmi ile çağrılınca tepki verir.

Eşyaları işaret parmağı ile gösterebilir.

Küçük cisimleri yakalayabilir.


11 AYLIK:

Ayakta durabilir.

Mobilyalara tutunarak yürüyebilir.

Ayaktayken düşmeden oturabilir.

Çekmece içlerini boşaltmaktan çok hoşlanır.

Baba meme mama dede gibi sözcükleri söyleyebilir.

Bardaktan tek başına su içebilir.

Şekil ve boyutlarla ilgilenir.

Oyuncağında küçük parçaları büyük parçanın içine koyar.

Emekleyerek merdiven çıkabilir.


12 AYLIK:


Bir elinden tutulursa yürüyebilir.

Basit emirleri anlar.

2-4 kelimeyi anlayarak konuşur.

Giyinirken annesine yardım eder.

Resimli kitaplara bakmaktan hoşlanır.

Tencere tava gibi mutfak eşyaları ile oynamaktan hoşlanır.

Eline kalem verildiğinde karalama yapabilir.

Top ile oynar,  topu size geri atabilir.

Işığı açıp kapatabilir.

* Ev kazalarına dikkat!!

1 yaşı atlattiysak sıkı durun 2 yaş geliyor!!

Canan İssiyil
Sosyolog/Çocuk gelişimci/Öğrenci koçu




01 Ocak 2019, 23:23:54
1